Bir Kereden Bir Şey Olmaz mı? (Kırık Camlar Teorisi)
“Plakasız, terk edilmiş bir araba bir mahallede ne kadar dayanabilir?”
Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, getto diye tabir edilen, Bronx bölgesine ve yüksek yaşam standartlarına sahip Palo Alto bölgesine plakasız birer araba bırakır.
Üç gün sonra Bronx bölgesindeki arabanın tamamen
yağmalandığı ve paramparça edildiği görülürken Palo Alto’daki araçta bir çizik
dahi yoktur.
Neler olacağını görmek için Zimbardo ve yardımcıları Palo
Alto’daki sağlam olan aracın gövdesine balyozla vurup zarar verirler.
Birkaç gün sonra orada yaşayan insanların da araca zarar
vermeye başladığını görürler. Günler sonra bu otomobil de tanınmaz hale gelir.
“Bir kereden bir şey olmaz.” mantığını yerle bir eden bu
teori; insanların bir kez bile suç işlemelerinin, başkalarını da suça nasıl
teşvik ettiğini anlatmaya çalışmaktadır.
Fiziksel çevredeki küçük düzensizlikler (örneğin;
paramparça edilmiş ve yağmalanmış bir araba, kırık bina pencereleri, yerlere
atılmış çöpler) daha büyük sosyal sorunlara, suçlara ve toplum içinde bir
çöküşe sebep olabilmektedir.
Kırık Camlar Teorisi, insan psikolojisinde çevrenin güçlü
bir etkisi olduğunu savunur. Düzensizlik ve ihmalkarlık, bireylerin
davranışlarını ve toplumun genel düzenini etkileyen bir psikolojik sinyal
oluşturur. “Küçük” gibi görünen sorunlar, düzensizlikler ve kuralsızlıklar (kuralların esnekleşmesi veya
kişiye göre uygulanması) görmezden gelinirse, zamanla daha büyük sorunlara
yol açar. Yani Kırık Camlar Teorisi'ne göre, büyük sorunları önlemenin en
önemli yolu "ilk camın kırılmasına izin vermemek" veya "kırılanı
hemen onarmaktır."
Bu nedenle, teori hem bireysel hem de toplumsal düzeyde
düzensizliğin erken aşamada kontrol edilmesinin önemini vurgular.



Hiç yorum yok: