BAŞKASI OLMA KENDİN OL ! (Peki, nedir kendin olmak?)
![]() |
İnsanın en derin arayışlarından biridir kendisi olmak ve hepimizin içinde sessizce yankılanır “Ben kimim?” sorusu.
Felsefenin ve psikolojinin belki de en çok cevaplanması için emek verdiği bu sorunun peşinden gitmek, kimi zaman kalabalıkların arasında kendi sesini bulmaya çalışmak gibidir. Peki, nedir kendin olmak?
Søren Kierkegaard, otantik bir yaşam sürmenin önemini vurgulayan filozoflardan biridir. Ona göre insan, kendini bulmak için "kendisi olma cesaretini" göstermek zorundadır. “Kendi benliğini bulmak, kendi kaderini seçmekten başka bir şey değildir.”
Kendi kaderini seçmek…
Kierkegaard bununla; dayatılan rolleri körü körüne kabul etmek yerine, kendi değerlerini ve yolunu bulmayı kasteder. Jean-Paul Sartre da benzer bir noktaya temas ederek: “İnsan, kendi yaptığı şeydir.” der. Ona göre insan, kendi özünü yaratmakla yükümlüdür.
Psikoloji de bu konuda derinleşir. Carl Rogers, insancıl psikolojinin öncüsü olarak otantik benlik kavramına büyük önem verir. Ona göre insanlar, içsel benlikleriyle dışarıya sundukları benlik arasında uyum sağladıklarında psikolojik iyi olma haline ulaşırlar. Rogers, “Olmak istediğimiz benlik ile olduğumuz benlik arasındaki uyum ne kadar yüksekse, o kadar sağlıklıyız.” der. Yani otantik olmak, yalnızca felsefi bir ideal değil, ruh sağlığımız için de temel bir gerekliliktir.
Buna karşın modern yaşam, sosyal medya, kalabalıklar, beklentiler, kıyaslamalar ve dayatmalar bizi "başkaları gibi olmaya" zorlar. Oysa Amerikalı psikolog Brené Brown: “Kim olduğumuzu bırakıp başkalarının görmek istediği kişi olmaya çalıştığımızda, en otantik parçalarımızı kaybederiz.” der.
Otantik benlik; dış etkenlerden bağımsız, kendi değerlerine, seçimlerine, tutkularına ve anlam arayışına sadık kalarak yaşamaktır. Bu yolculuk korkutucu gelebilir. Fakat aynı zamanda özgürleştirici ve de güzeldir.

Hiç yorum yok: