SEVGİ neydi ?
Howl'un korkusu, özgürlüğünü kaybetmek ve bir
"canavar" haline dönüşmektir. O, Frankl’ın tanımladığı
"egzistansiyel vakum" (varoluşsal boşluk) içinde, dış görünüşüyle ve
çocuksu kaçışlarıyla anlam arayan bir figürdür. Howl’un
"canavarlaşma" korkusu, aslında kendisiyle (gölge arketipiyle)
yüzleşme korkusudur.
Frankl’a göre gerçek özgürlük, "koşullardan bağımsız
olmak" değil, "koşullara karşı bir tavır alabilmektir." Howl’un Sophie’ye
duyduğu sevgi; onu çocuksu kaçışlardan, aktif bir sorumluluk aşamasına taşır. O,
artık özgürlüğü "bağlanmamakta" değil, sevdiği için sorumluluk
almakta bulduğunu gösterir.
Sophie'nin en büyük korkusu ise, bir yere ait olmama ve değersizlik duygusudur. Onun laneti, aslında içsel durumunun bir yansımasıdır. Kendini yaşlı, sıradan ve değersiz gören Sophie, yaşlanarak bu içsel boşluğu somutlaştırır.

Sophie Yürüyen Şato’da edindiği arkadaşlar sayesinde ilk kez
kendini bir yere ait hisseder ve öz-değeri keşfeder. Fakat bu deneyim
beraberinde kaybetme korkusunu da getirir. Bu yüzden “Korkuyorum… İçeri
girdiğimde senin ortalıktan kaybolacağından korkuyorum. Howl, bana gerçeği
söyle! Canavar olup olmaman umurumda değil.” der.
Sophie’nin "Canavar olup olmaman umurumda değil"
haykırışı, Frankl’ın koşulsuz kabul ilkesiyle örtüşür. Sophie, Howl’un
kusurlarını bir engel olarak değil, onu "o" yapan parçalar olarak
görür. Bu kabul, Sophie’nin kendi öz-değerini de iyileştirir; çünkü başkasını
tüm eksiklikleriyle sevebilen bir ruh, kendi eksikliklerinin de sevilebilir
olduğunu fark eder.
Kısacası Sophie ve Howl’un hikayesi anlam arayışının
hikayesidir. Her ikisi de korkularını aşarak bağ kurar. Howl, özgürlüğün sevgi
ve sorumlulukla dengelenebileceğini öğrenirken Sophie, öz-değeri keşfeder.
Onlar korkularını ve eksikliklerini kabul ederek sevgi yoluyla yaşamlarına
anlam katar…
Sonuç olarak, Yürüyen Şato (Howl’s Moving Castle) dünyanın
savaşa ve yıkıma sürüklendiği bir atmosferde, birbirlerinin ruhuna tutunarak büyük
karanlıkları (savaşı bile) aydınlatabileceklerine inanan Sophie ve Howl’un
hikayesidir.
Keyifle izlemeniz dileğimle... Sevgiyle kalın.





Hiç yorum yok: