İÇİMİZDEKİ BOŞLUK (Duygusal İhmal nedir? Belirtileri nelerdir?)
Kimse hayattan yara almadan kaçamaz ve bazı yaralar
görünmezdir. Bazen bir şeylerin eksik olduğunu hissederiz. Ancak tam olarak
neyin eksik olduğunu da bilmeyiz. Sanki içimizde görünmez bir yaramız varmış da
bir türlü iyileşmiyor gibi üzülürüz. Ya da başkalarında var olan, tam olan o
“şey” bizim içimizde yokmuş, eksikmiş veya unutulmuş gibi gelir.
Çoğu kez anlamlandırılamayan bu "boşluk hissi"
genellikle kişinin kendisi tarafından bile zor fark edilir. Çünkü somut, kötü
bir anıya dayanmaz. Aksine, yaşanmamışlıklarla, fark edilmemiş duygularla ve
kurulmamış duygusal bağlarla ilgilidir. Bu nedenle bazı şeylerin eksik
olduğunu hissettirir.
Jonice Webb bu deneyimi yaşayan bireyler için şöyle der:
"Bu insanların ortak olarak paylaştığı tek şey;
çocuklukta duygularına cevap alamamaları ve aileleri tarafından
onaylanmamalarıydı. Ailelerinin onlara yaptığı bir şey değildi. Bunun yerine, ailelerin
onlar için yapmadığı bir şeydi... Yetişkin hayatlarına derin bir boşluk hissi
eşlik ediyordu…”
"İçimizdeki Boşluk", temel olarak Çocuklukta
Duygusal İhmal deneyiminin bir sonucu olarak ortaya çıkan derin ve kronik bir
duygusal yoksunluk halidir. Bu boşluk, kişinin çocukluk döneminde duygusal
ihtiyaçlarının ebeveynleri veya bakım verenleri tarafından yeterince fark
edilmemesi, anlaşılmaması ve karşılanmaması durumunda gelişir.
Webb’e göre "içimizdeki boşluk", kişinin aktif
olarak kötü muameleye maruz kalmasından ziyade, olması gerekenin olmamasıyla
ilgilidir. Yani, ebeveynlerin çocuklarına bağırması, onları aşağılaması
gibi aktif olumsuz davranışlardan çok; duygusal destek vermemeleri,
duygularını onaylamamaları, onlarla yeterince ilgilenmemeleri gibi pasif
davranışlarla (ihmallerle) ilgilidir.
Bu duyguyu yaşayan kişiler:
- Hayatlarında her şey yolunda gidiyor olsa da
derinlerde bir yerde anlam veremedikleri bir eksiklik, kopukluk ve hüzün
hissedebilirler.
- Kendi duygularını anlamlandırmakta ve tanımlamakta
zorlanır, duygularını ifade etmekte ve başkalarıyla derin duygusal bağlar
kurmakta güçlük çekebilirler.
- En yakın gördükleri kişilere bile bir uzaklık
hissedebilirler.
- Bazen ne istediklerini, neye ihtiyaç duyduklarını
bilmez ve kimsenin onları gerçekten anlamadığını hissedebilirler.
- Çoğunlukla başkalarından farklı, yalnız olduklarını
ve başkaları gibi hissedemediklerini düşünebilir; böyle düşündükleri için
kendilerini suçlayabilirler.
- Hayata karşı genel bir motivasyon eksikliği ve çoğu
kez bir amaçsızlık, ilgisizlik yaşayabilirler.
- Yaptıkları hiçbir şeyden tam olarak tatmin olmama
(“Daha iyisi olabilirdi! Daha iyi yapabilirdim!”) ve kendilerine karşı aşırı
eleştirel bir tutum sergileme eğiliminde olabilirler.
- Sıklıkla ihtiyaçlarını tam olarak karşılamayan
soğuk kişilere ilgi duyar, onları çekici bulabilirler.
- Bir şeylerin eksik olduğunu ama tam olarak neyin
eksik olduğunu bilmez ve içlerinde tarif edemedikleri bir boşluk hissinin
varlığından bahsedebilirler.
Duygusal ihmal genellikle görünmezdir. Çünkü aktif
bir istismar söz konusu değildir. Ebeveynler iyi niyetli olabilir,
çocuklarının fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabilir ancak duygusal dünyalarını
farkında olmadan ihmal edebilirler. Bu durum, çocuğun kendi duygusal
deneyimlerinin önemsiz veya yanlış olduğu mesajını almasına neden olur. Yetişkinlikte
ise bu "içimizdeki boşluk" olarak kendini gösterir.

Hiç yorum yok: